Düzenli olarak adet gören ancak beklenilen tarihde adet kanaması olmayan bir kadında öncelikte gebelikten şüphelenilmelidir. Gebelik tanısı kan alınarak yapılan bir test (b-hCG) ve vajinal yol ile yapılacak olan ultrasonografik inceleme sonucu koyulabilir. Doğal yol ile gebe kalan bir kadının gebelik haftası, son adet tarihinin ilk günü temel alınarak hesap edilir. Buna göre yaklaşık olarak 5-6 gebelik haftaları sırasında utrasonografi ile tanı koyulabilir. Daha önce ki günlerde ultrasonografik inceleme ile net olarak tanı koyulamaya bilir. Bu dönemde anne rahmindeki canlını gelişimi çok hızlı olduğundan 4-5 gün sonra yapılacak ikinci bir ultrasonografik inceleme ile , bir önceki incelemede görülemeyen gebelik kesesi görülebilir. 6-9 gebelik haftaları arasında ise bebek (embriyo) ultrasonografi ile net olarak görülebilir
Gebelik tanısı koyulduktan sonra 12-14 gebelik haftaları arasında vajinal yol ile ultrasonografik inceleme yapılarak bebeğin ense kalınlığı (Resim 3) ve burun kemikleşmesinin başlayıp başlamadığı değerlendirilmeli ve yanı sıra kan alınarak bazı hormonlara bakılmalıdır (ikili test).
Eğer elde edilen ultrasonografik ölçüm ve laboratuar sonucu kromozomal anomali açısından bir risk artışını gösteriyor ise , gerçek tanıyı koymak için koryon villus biopsisi yapılabilir. Koryon villus biopsisi bu konuda deneyimli hekimler tarafından yapılmalıdır. İşleme bağlı düşük oranı % 5-10 civarındadır. Ben düşük oranı daha az olan amniosentez yapılmasını öneririm. Bir iki hafta daha beklenerek 16. gebelik haftasından sonra amnios kesesi içine ince bir iğne ile girilerek sıvı alınır (amniosentez) ve sıvının içinde bulunan bebeğe ait hücrelerden kromozom incelemesi yapılır. Eğer erken dönem tarama testi herhangi bir neden ile yapılamamış ise 16-18 gebelik haftaları arasında anneden kan alınarak bazı hormon değerlerine bakılır (üç’lü test). Eğer bu testin sonucu risk artışı gösteriyorsa vakit geçirmeden amniosentez yapılması önerilmelidir. Ancak, yapılan ikili veya üçlü tarama testleri sonucunun risk artışı gösteriyor olması, bebekte %100 kromozomal bir anormalliğin mevcudiyetini göstermez. Test sonucu kromozomal anomali açısından risk artışı gösteren ve bu neden ile amniosentez yapılan olguların ancak yaklaşık 30 da 1’inde gerçekten bir kromozomal anomali mevcuttur.
Hamilelik Gebelik Gebe Hamile Doğum Ultrason
Amniosentez
Ultrasonografi eşliğinde yapılan amniosentez tüm jinekologlar tarafından yapılabilen basit bir işlem olmakla beraber, 16 gebelik haftasından sonra yapılan klasik amniosentezi takip eden 2-3 hafta içinde %0.5-1 arasında değişen oranda işleme bağlı düşük gerçekleşebilir. Daha erken dönemde yapılan (13-14. gebelik haftası) erken amniosentez sonrası düşük oranları %3-5 civarındadır. Dolayısı ile işlem öncesi bu durum gebeye açıklanmalı ve onayı alınmalıdır.
Bebeğin (fetus) anne karnında gelişimini ve bebeğe ait anomali olup olmadığı değerlendirmek için mutlaka 16-20. gebelik haftaları arasında detaylı ultrasonografik inceleme yapılmalıdır (Resim 4). Bu incelemede tüm bulgular normal olarak değerlendirilir ise bundan sonra yapılacak olan gebelik takiplerinde gebeliğin ultrasonografik olarak gelişimi izlenir.
Anne Karnında Fetusun Sağlık
Durumunun Değerlendirilmesi
Ultrasonografi ile inceleme ve Elektrokardiotokografik yöntem ile Non-Stres Test (NST) yapılarak anne karnındaki bebeğin sağlık durumu hakkında bilgi elde edilebilir. NST ile bebeğin kalp atımlarının çizelgesi alınarak , ultrasonografi ile de bebeğin gelişimi, amnios sıvı miktarı, bebeğin hareketleri ve tonusu, solunum hareketlerinin mevcut olup olmadığı değerlendirilerek, bebeğin anne karnında sıkıntıda olup olmadığı saptanabilir. Bu yöntemler ile bebeğin anne karnında sıkıntıda olduğu ( bebeğe giden oksijen miktarının azalmış olduğunu gösterir) saptanırsa, bebek en kısa zamanda doğurtulmalıdır.
Tugan Beşe Gebelik Hamilelik Gebe Hamile Doğum Ultrason
Gelişme Geriliği
Genellikle 28- 30. gebelik haftasından sonra belirmeye başlar. Gelişme geriliğin tanısı için seri ultrasonografik inceleme yapılmış olması gerekir. Son adet tarihi ile uyumlu giden ultrasonografik incelemelerde, belli bir haftadan sonra uyumsuzluk görülür ve bebeğin özellikle karın çevresi gelişiminde duraksama olur. Bebeğin ultrasonografik olarak tahmini kilosu, olması gereken sınırlardan daha aşağıda kalır. Bariz gelişme geriliğinde ek olarak bebeğin amnios sıvısında da azalma gözlenebilir. Gelişme geriliği genellikle hipertansyon (ağır preeklamsi), kontrol altına alınamamış şeker hastalığı gibi durumlarda ortaya çıkar. Tedavisi için altta yatan sebep bulunmalı ve bebek dış ortamda yaşayabileceği uygun bir haftaya erişilince doğum gerçekleştirilmelidir.
Gebe Hamile Gebelik Hamilelik Doğum Ultrason
Diabet Taraması ve Gebelikte Diabet
Gebelik takibi sırasında 24-26. gebelik haftaları arasında gebeden kan alınarak 50 gr şeker yükleme testi yapılmalı ve gebeliğin ortaya çıkardığı bir diabet hastalığının mevcudiyeti araştırılmalıdır. Eğer bu tarama testinde 1. saatte kan şeker düzeyi 140 mg ‘ın üzerinde ise 100 gr şeker yükleme testi yapılmalıdır. Bu test sonucuna göre gebede gebeliğin ortaya çıkardığı diabet (gestasyonel diabet) olup olmadığının tanısı koyulabilir. Gestasyonel diabet tanısı kuyulan bir gebede yüksek olan kan şekerini kontrol için ilk önce diyet programı uygulanır, eğer bu uygulama ile yanıt alınamaz ise insülin tedavisine başlanır.
Gebelik öncesi diabet tanısı olan ve insülin kullanan gebeler ise gebelik boyunca yakından takip edilir ve gebelik haftası ilerledikçe gereksinimine göre kullanmış oldukları insülin dozları artırılır.
Beşe Ultrason Gebelik Hamilelik Gebe Hamile Doğum Tugan
Gebelikte Rh Uygunsuzluğu
Hamile Gebelik Hamilelik Gebe Doğum Ultrason Tugan Beşe
Anne ve bebek kan dolaşımı birbirinden bağımsızdır. Normalde bebeğin ve annenin kanları birbirlerine karışmazlar. Plasenta yolu ile oksijen karbondiyoksit , aminoasit gibi bir çok maddenin değişimi söz konusudur.
Annenin kan grubu Rh(-) , babanın kan grubu ise Rh(+) ise en az %50 oranında bebeğin kan grubunun Rh (+) olma ihtimali vardır.
Daha önceki gebelik sırasında, düşük veya kürtaj esnasında veya şimdiki gebelik sırasındaki düşük tehtidi gibi bir neden ile Rh(+) bebeğin kanı annenin kan dolaşımına karışırsa , annede kendisi için yabancı olan bu kan grubuna karşı savunma hücreleri (antikor) gelişir ve bu antikorlar plasenta yolu ile tekrar bebeğe dönerek, bebeğin kan hücrelerini (eritrosit) yok etmeye başlarlar. Dolayısı ile bebekte kansızlık (anemi) ve bu tablonun devam etmesi sonucu bebeğin anne karnında ölümüne kadar gidebilen bir tablo ortaya çıkar. Bu tablonun kesin tedavisi doğumdur. Doğuma kadar geçecek süre zarfında bebek kansızlıktan ölmesin diye anne karnındaki bebeğe zaman zaman kan vererek , zaman kazanılır. Bu işlemin bu konuda tecrübesi olan kadın doğum hekimleri (perinatolog) tarafından yapılmasını öneririm.
Anasayfa l Jinekolojik Kanserler l Gebelik Takibi ve Doğum l İnfertilite ve Ovulasyon Takibi l Endoskopi | Serviks kanseri | Rahim kanseri | Over kanseri | Vulva-vajen kanseri | Trofoblastik tümörler
Hipertansiyon ve Gebelik
Gebelik sırasında ortaya çıkan hipertansiyon (preeklamsi) hem anne hem de anne karnında ki bebeğin sağlık durumunu etkileyen bir hastalıktır. Genellikle gebelik sürecinin ikinci yarısında ortaya çıkar. Tansiyon yüksekliğine , idrar ile protein kaybı ve vucutta ödem oluşumu eşlik eder. Tansiyon yükseldikçe ve idrar ile protein kaybı arttıkça tablo ağırlaşır. Tablonun ağırlığına bağlı olarak bazı gebelerin hastaneye yatırılması gerekebilir. Tansiyon yükselmesini kontrol altına alıcı ve eklamsi gelişmesini önlemek amacı ile koruyucu amaçlı ilaçlar kullanılmaya başlanır. Kontrol altına alınamayan olgularda, eklamsi adı verilen kasılma ve kısa süreli şuur kaybının görüldüğü epilepsiye benzer(sara nöbeti) bir tablo da gelişebilir. Özellikle ağır preeklamsinin ve eklamsinin tedavisi doğumdur. Burada ki en önemli sorun, doğum zamanlamasıdır. Bazı olgularda tablonun ağırlığı bir an önce doğumun gerçekleştirilmesi zorunlu kılar iken, bebek doğurtulacak olur ise dış ortamda yaşayacak kadar gelişimini tamamlamamış olabilir. Bu tip olgularda doğum mutlaka , doğum sonrası bebeğe yoğun bakım şartlarının verilebileceği bir hastanede yapılmalıdır. Tansiyon yüksekliği bir damar hastalığı olduğundan, aynı hasar plasenta damarlarında da oluşur. Bunun sonucu olarak bebeğe giden kan akımında bir azalma meydana gelir ve doğum ağrıları başalamadan veya çoğu zaman ağrılar başladıktan sonra , bebek kalp atımlarında düşme (akut fetal distres) ortaya çıkabilir. Bu durum bebeğin yaşamaını tehtit eden bir tablodur ve çoğu kez sezaryen ile doğum gerçekleştirilir. Doğum Gebelik Hamilelik Gebe Hamile Ultrason tugan beşe