|
|
|
Sağlık Ansiklopedisi
.: Jinekoloji
.: Yumurtalık Kanseri
|
Yumurtalık Kanseri
Yumurtalık Kanseri Yumurtalık Kanserinin özellikleri nelerdir? 
Yumurtalık kanseri, kadın üreme organları kanserleri içinde en zor tedavi edilenidir. Yaklaşık 1000 kadından 12'sinde bu kansere rastlanabilir. Hastalar genelde 40 yaşından daha yaşlıdırlar. Yumurtalık kanserinin bir kötü özelliği başladığında pek bir şikayete neden olmamasıdır. Erken evrelerde şikayetsiz olan hastalarda, ileri evrelerle beraber karın ağrısı, hazımsızlık, karında şişlik (karında su toplanmasına bağlı) kilo kaybı ve kitle hissi gibi belirtiler görülebilir. Yumurtalık kanserleri kökenlerini yumurtalığın değişik bölgelerinden almış olabilirler. Yumurtalık kanserlerinde erken evrede bile yumurtalıklar ve rahim tümüyle alınır, bağırsak üzerindeki zardan da örnek alınır. Lenf bezlerinde de örnekleme yapılabilir. Ameliyat sırasında karında biriken sudan da örnek alınır. Ameliyattaki kesi yeri yukarıdan aşağıya uzanır. Bunun sebebi cerrahide herşeye hakim olabilmektedir. Cerrahinin bu kanserde bir diğer faydası da evrelemenin yapılmış olmasıdır. Ameliyat sırasında kanserin ne kadar yayılmış olduğu da görülmüş olur. Yumurtalık kanserleri nedeniyle yapılan ilk cerahi girişimden belli bir zaman sonra bazen hastanın şikayeti olmasa da tekrar bir ameliyatla karın boşluğu gözden geçirilmektedir. Eğer bu esnada kanser görülürse karın duvarına yerleştirilen port denilen aletle kansere etki edecek kemoterapi ilaçlarının bu yolla karın boşluğuna zerkedilerek hastaya verilmesi mümkün olabilmektedir. İşi bitince portu çıkartmak için de küçük ve kısa süreli bir ameliyat bu amaca hizmet eder.
YUMURTALIK KANSERİNİN BELİRTİLERİ NELERDİR ? - Kasıklarda ağrı olması,
- Kasıklarda basınç hissine bağlı sürekli idrar yapma veya dışkılama hissinin olması,
- Kitle veya karın içinde sıvı toplanmasına bağlı karında şişlik yakınmasının olması,
- Gaz, iştahsızlık, uzun süren karın ağrısı veya hazımsızlık gibi sindirim sistemi problemlerinin olması,
- Anormal vajinal kanama olması
Yumurtalık kanseri riskini arttıran durumlar nelerdir? - Menapozdan sonra hormon replasman tedavisi,
- Aile hikayesinin olması (ailede iki veya üç kişide yumurtalık kanseri varsa risk %7, anne veya kızkardeşte yumurtalık kanseri varsa risk %5’ dir),
- Yağdan zengin beslenme,
- Perine bölgesine talk pudra uygulanması,
- Serum selenyum düzeyinin düşük olması.
Yumurtalık kanseri riskini azaltan durumlar nelerdir? - Doğum kontrol ilaç kullanımı,
- Çocuk doğurma ve emzirme,
- Rahmin alınması,
- Tüplerin bağlanması,
- Koruyucu olarak yumurtalıkların alınması,
- Yağlı beslenmeden kaçınma,
- Fertilizan ilaç kullanımından kaçınma.
Yumurtalık kanseri erken tanınabilir mi ? - Yumurtalıklar (overler) kasık bölgesinde iç tarafta yerleşmeleri nedeni ile erken dönemde tanı konulması zordur.
- Bununla birlikte hastaların % 25’ inde erken evrelerde tanı konabilmektedir.
- Erken tanı, tedavi ile başarılı sonuç alma şansını arttırmaktadır.
- Belli bir bölgede sınırlı yumurtalık kanserli hastaların % 90’ ı tanıdan itibaren 5 yıldan fazla yaşama şansı bulunur.
- Serviks kanserinin tarama testi olan Pap testinin yumurtalık kanserinin erken teşhisinde yararı yoktur.
- Yumurtalık tümörleri küçük boyutta iken, muayene ile saptanması oldukça zordur. Ayrıca, yumurtalık kanserleri, erken dönemde çok nadiren belirti verirler.
- Risk faktörü bulunan ve hiç belirti olmayan kadınlarda tarama amacıyla yapılabilecek ve kesin sonuç sağlayacak bir test günümüzde bulunmamaktadır.
- Rutin jinekolojik muayene: Bir kadın 18 yaşına geldiğinde veya seksüel yaşantısı başladıktan sonra yıllık olarak jinekolojik muayene olması ve tetkiklere girmesi önerilmektedir. Böylelikle kadın üreme sistemine dahil organlardaki bozuklukların daha erken dönemde yakalanma şansı artmaktadır.
- Günümüzde yumurtalık kanseri riski yüksek olmayan kadınlarda yumurtalık kanserinin taraması için önerilen kan testi veya görüntüleme yöntemi yoktur.
- Akrabalarında yumurtalık kanseri olan ve yumurtalık kanseri olma riski yüksek olan kadınlarda, transvajinal ultrasonografi (vajina içine yerleştirilen küçük bir aletle yapılan ultrasonografi yöntemi) ve kan testleri ile taranabilir. Transvajinal sonografi, yumurtalıklardaki kitlesel oluşumları iyi ya da kötü huylu olarak tip tayini yapmaksızın görüntüler. Yumurtalık kanseri ile ilgili kan testleri arasında CA-125 düzey ölçümü bulunur. Yumurtalık kanseri olan kadınlarda bu proteinin kandaki düzeyi yükselir. Enfeksiyon, basit kist gibi bazı kanser olmayan yumurtalık hastalıklarında da CA-125’ in kanda yükselebileceği unutulmamalıdır. Ayrıca bazı yumurtalık kanserlerinde CA-125 yükselmeyebilir. Bu test yüksek bulunduğunda, ileri tetkikler yapılarak (görüntüleme yöntemleri), karın boşluğu içinde sıvı tespit edilirse bu sıvıdan örnek alınıp incelenerek veya doğrudan yumurtalıklardan parça örneği alınarak bir kanserin var olup olmadığı araştırılmalıdır. Kadınlarda kanda CA-125 testi ve transvajinal ultrasonografi yumurtalık kanserinin kesin teşhisi için tam olarak yeterli değildir. Kesin tanı için patolojik inceleme gereklidir.
- CA-125 testi, yumurtalık kanseri nedeniyle ameliyat geçirmiş ve yumurtalıkları alınmış olan kadınların takibinde çok yardımcıdır.. Bu hastalarda periyodik olarak CA-125 düzeyi ölçülerek uygulanan tedaviye cevap ve tedavi kesildikten sonra gelişebilecek nüksler takip edilir. CA-125 düzeylerinin takiplerde yükselmesi kanser nüksünün önemli bir göstergesidir.
- Transvajinal sonografi ve CA-125 testleri kesin güvenilir olmamakla birlikte, ailesinde yumurtalık kanseri olan yüksek riskli kadınlarda yapılması önerilir.
Yumurtalık kanseri tanısı nasıl konmaktadır? Kasık bölgesindeki bir kitlenin kesin olarak kanser olup olmadığını ayırd eden tek yöntem biyopsidir. Biyopsi, şüpheli kitle veya oluşumdan çeşitli yöntemlerle alınan değişken büyüklükteki doku parçasıdır. Alınan biyopsi mikroskop altında incelenir. Karın içinde sıvı biriken hastalarda (asit sıvısı), bu sıvıdan örnek alınarak kanser hücreleri gösterilebilir. Biyopsi genellikle ameliyat ile alınır. Hastalığın yaygınlığına göre yapılacak olan işlem laparotomi (karın cildi kesilerek yapılan ameliyat türü) ya da laparoskopi (karında açılan küçük bir delikten ışıklı bir aletle girilerek yapılan ameliyat) olarak seçilebilir. Yumurtalık kanserinde cerrahi tedavinin amacı tanı ve evreleme için doku örneklerinin alınması ve kanserli dokuların çıkarılmasıdır. Bir diğer tanı yöntemi, ince bir iğne ile ultrason ya da bilgisayarlı tomografi eşliğinde girilerek parça alınması yöntemidir. Bu yöntem hastalığı çok ilerlemiş olması nedeniyle ya da başka bir hastalık nedeniyle ameliyata alınamayan hastalarda tanı konması için iyi bir alternatiftir. Yumurtalık kanserinin tanısında kullanılan görüntüleme yöntemleri nelerdir? Bilgisayarlı tomografi (BT), manyetik rezonans (MR) ve ultrason gibi görüntüleme yöntemleri kasıklarda bir kitle olup olmadığını saptamada kullanılan radyolojik tetkiklerdir. Ancak bu yöntemler kitlenin kesin olarak kötü veya iyi huylu olup olmadığını ayırd edemezler. Kesin tanı biyopsi olarak isimlendirilen, şüpheli dokudan alınan örneklerin mikroskop altında incelenmesi ile konmaktadır. - Bilgisayarlı Tomografi (BT): bir x ışınının insan vücudu etrafında dönerek çeşitli açılardan görüntüleme yapan bir görüntüleme yöntemidir. Alınan görüntüler daha sonra bir bilgisayar tarafından birleştirilerek vücudumuzun içinin detaylı bir görüntüsünü oluştururlar. Film çekilirken ayrıntılar, bir çeşit boya olarak düşünülebilecek bir kontrast madde kullanılarak daha detaylı olarak görüntülenir.
- Manyetik rezonans görüntüleme (MRI): manyetik alan ve bilgisayar kullanılarak vücudumuzun içinin detaylı resimlerini verir. Bu yöntemde x ışınları kullanılmaz.
- Ultrasonografi: Prob adı verilen bir aletten salınan ses dalgalarının yumurtalıklar veya diğer organlardan yankılanmaları ile elde edilen görüntülerin bilgisayar yardımı ile ekrandan yansıtılması ile yapılmaktadır. Kitlesel oluşumların yapısının katı veya içi sıvı dolu kistik bir yapıda olup olmadığını ayırd eder. En sık kullanılan görüntüleme yöntemidir.
- Renkli doppler akımı: Bu yöntem yumurtalıkların damarlarla kanlanmasını gösterir. Yumurtalık kanserlerinde genellikle yumurtalıklara olan kan akımı artar. Ancak bazı iyi huylu hastalıklarda da yumurtalıklardaki kan akımı artabilir.
Kadın üreme organlarından gelişen kanserler arasında ikinci sıklıkta görülenidir. Sıklıkla 50-70 yaş kadınlarda görülse de her yaş grubu kadında ortaya çıkabilir. Kanserler geliştikleri hücrelerin tipine göre adlandırılır, bu hücrelerin özelliklerine göre değişik davranış özellikleri göterir ve tedavisi farklı olabilir. Bu açıdan bakıldığında yumurtalıklarda çok değişik özelliklere sahip hücre bulunmaktadır. yaklaşık on çeşit yumurtalık kanseri tipi vardır. Genel olarak yumurtalık kanserleri yüzeyel olarak yayılır. Karın içersinde bulunan yumurtalıklardan gelişen kanser dokusundan dökülen kanser hücreleri karın içersindeki diğer organların yüzeylerine tutunarak karın içersinde yayılır. Tüplere diğer yumurtalığa, barsak ve periton yüzeyine, omentum dokusuna, karaciğer ve dalak yüzeyine ve diafragma altına kadar yayılabilir. Yumurtalık kanserinin kan yolu ile yayılması oldukca ileri evrelerde olmaktadır. TANI : Yumurtalık kanserlerinin kötü bir özelliği de belirli bir ölçüde ilerleyip yayılmadan önce yakınmaya neden olmamasıdır. İlk yakınma genellikle alt karın bölgesinde şişkinlik hissi ve hazımsızlıktır. İlerleyen aşamalarda büyüyen tümör dokusu karında şişkinlik yapmaya başlar. Karın kilo alıyormuş veya gebe kalınmış izlenimi verecek şekilde öne bombeleşir. İleri evre yumurtalık kanserlerinde karın içi sıvı birikimi de olmaktadır. Bu sıvı, şikayetleri daha da belirginleştirir. Çoğu kanserde olduğu gibi en son aşamaya kadar herhangi bir ağrı yakınması olmaması doğaldır. Bazı yumurtalık kanserleri hormonal yönden aktiftir ve hormon salgılar. Bu salgılanan hormonların etkilerine bağlı, tüylenme, memelerde dolgunluk ve adet kanaması şikayetleri ( menopoz sonrası yıllarda) olabilir. Erken evre yumurtalık kanserinin tanınması güçtür. Bunun nedeni kadında yakınma yapmamasıdır. Yumurtalık kanserinden şüphelenildiğinde ultrason muayenesi ile yumurtalıklar izlenir. Yumurtalıklardaki irileşme, yumurtalık içersindeki kistik veya solid kitle var mı değerlendirilir. Gerekli görüldüğünde bilgisayarlı tomografi gibi yöntemlerle yumurtalıklar izlenir. Eğer karın içinde sebebi belirli olmayan bir şekilde sıvı toplanması ( asit) varsa sıvı ince bir iğne ile aspire edilerek patolojik değerlendirmeye alınır. TEDAVİ : Yumurtalık kanseri cerrahi olarak tedavi edilir. Ameliyatın yaygınlığı kanserin tipine ve yayılma dercesine bağlıdır. Eğer kanser tek bir yumurtalıkta lokalize başka bir dokuya yaılmamışsa tek bir yumurtalık çıkartılarak operasyon tamamlanır. Bunun ötesindeki durumlarda heriki yumurtalık, tüpler ve rahim alınır. Karın içersinde kanserin yayılmış olduğu her doku çıkartılır. Alt karın bölgesindeki lenf bezlerinden hastalığın yaygınlık derecesini değerlendirmek amacı ile örnekleme alınır. Ameliyat sonrasında kemoterapi ( ilaç tedavisi) veya ışın tedavisi kullanılır. Burada amaç cerrahi ile çıkartılamamış mikroskopik düzeydeki tümör hücrelerini yok etmektir.
Şikayet Olguların büyük bir kısmında karın şişliği, karında gerginlik ,ağrı, kabızlık şikayeti mevcuttur. Bazen vajinal kanama olaya eşlik eder. Nadiren de olsa over tümöründen östrojen veya adrojen salgılanmasına bağlı olarak erken yaşta adet görme, düzensiz adet görme veya kıllanma saptanabilir. Çok az bir olguda , hastada bir şikayet yoktur. Bulgular ve Tanı Olguların küçük bir bölümünde şikayet olmadan jinekolojik muayene sırasında overde kitle saptanabilir. Olguların büyük bir kısmı karın içerisine yayılım yapmış , ileri evre olgulardan oluşur. Bu olgularda yapılan muayene ve ultrasonografik incelemede , batın içerisinde kitle ve asit saptanabilir. Batın içerisinde düzensiz sınırlı, yer yer solid ve kistik alanlardan oluşan kitle saptandığında bir maliğnite olasılığı yüksektir. (Resim 1) Serum CA 125 düzeyi çoğu ileri evre olgularda yüksek saptanırsa da, serum tümör belirteç düzeyinin düşük olması , olgunun maliğnite olmadığını göstermez. Serum tümör belirteç düzeyi tanıdan çok, hastalığın takibi için kullanılır. Doppler USG ile kitle içinde düşük dirençli akım (RI < 0.4) saptanırsa , maliğnite olasılığı artar. RI değeri 0.4-0.5 arasında olan olgularda , maliğn-beniğn olguları iç içe girer. Hastalığın tanısında ve yaygınlığını belirlemede ve uzak metastaz, özellikle organ metastazını belirlemede MR / CT bulguları önemlidir. Patoloji, Davranış ve Yayılım Overden kaynaklanan tümörler histolojik olarak epitelyal, borderline epitelyal , germ hücreli veya seks kord stromal tümörler olabilir. Genel olarak baktığımızda çoğu olguda tanı epitelyal kaynaklı over kanseridir. Epitelyal tümörler genellikle orta ve ileri yaş grubunda gözlenirken, germ hücreli tümörler genellikle genç yaş grubunda karşımıza çıkar. Borderline epitelyal over tümörleri (düşük maliğn potansiyelli tümörler) davranış açısından genellikle maliğn epitelyal tümörler gibi davranmazlar. Çoğu kez overde sınırlı iken saptanırlar ve prognozu daha iyidir. Ancak, batın içerisine invaziv veya non-invaziv tipte yayılım yapmış borderline over tümörleri de olabilir. Seks kord over tümörlerinin bir kısmı östrojen veya adrojen salgılayabilirler. Buna bağlı şikayetler veya bulgular gözlenebilir. Bu gibi olgularda over tümörüne, endometriyal hiperplazi veya kanser eşlik edebileceği unutulmamalı ve endometriyum değerlendirilmelidir. Over kanseri en çok batın içine yayılım gösterir. Çoğu olguda asit de bulunur. Retroperitoneal lenf nodlarına yayılım veya karaciğer, akciğer, dalak gibi organ metastazları da olabilir. Over Kanserinin Evrelemesi Maliğn over tümörleri de , cerrahi olarak evrelendirilirler (Tablo 3). Klinik olarak overde sınırlı gibi duran bir olguda aslında %20-30 daha ileri bir evre söz konusudur. Dolayısı ile her olgunun gerçek evrelemesi için cerrahi evreleme yapılmalıdır. Evreleme sonucuna göre hastaya ek bir tedavi yapılıp yapılmayacağına karar verilir.. Genellikle , metastatik retroperitoneal lenf nodları kemoterapiye yanıt vermezler. Dolayısı ile, retroperitoneal lenf nodlarının çıkartılması tümör hücre yükünün azaltılması açısından da katkı sağlar. Tablo 3 : Over Kanserinin Evrelemesi 1a- Tümör tek overde sınırlı, kapsül invazyonu yok ve /veya asit yok ve/veya batın yıkantı sıvısı negatif 1b- Tümör her iki overde sınırlı, kapsül invazyonu yok ve /veya asit yok ve/veya batın yıkantı sıvısı negatif 1c- 1a veya 1b bulgularına ilave olarak, kapsül invazyonu var ve /veya asit sıvısı veya batın yıkantı sıvısı pozitif. 2a- Uterus veya tubalara yayılım 2b- Diğer pelvis içi dokulara yayılım 2c- 2a veya 2b bulgularına ilave olarak, asit sıvısı veya batın yıkantı sıvısı pozitif. 3a- Batın içine mikroskopik olarak yayılım mevcut. 3b- Batın içine 2 cm den daha küçük makroskopik yayılım mevcut. 3c- Batın içine 2cm den daha büyük makroskopik yayılım mevcut ve/veya retroperitoneal lenf nodları pozitif. 4- Uzak metastaz ( plevral sıvı pozitif, organ parankim metastazı) Over Kanserinin Cerrahi Tedavisi Batın orta hat kesi ile açılmalı ve batın yıkantı sıvısı veya varsa asit sıvısından örnek alınmalıdır. Kitle çıkartılarak mutlaka dondurarak-kesit yöntemi (frozen) ile patolojik olarak değerlendirilmelidir. Eğer maliğnite saptanırsa, hastanın yaşı, fertilite durumu göz önünde tutularak cerrahiye devam edilmelidir. Amaç geriye batın içinde hiç tümör bırakmadan cerrahi evreleme işleminin yapılması olmalıdır. Rezidü tümör, over kanseri olgularında, hastalığın prognozunu en olumsuz yönde etkileyen faktördür. Eğer tümör tek overde sınırlı ise ve olgunun fertilitesinin devam ettirilmesi isteniyorsa, uterus ve diğer adneks korunarak, kitlenin olduğu taraftaki adneksin çıkartılmasına ilaveten , omentektomi , pelvik-paraaortik lenfadenektom ve varsa batın içindeki şüpheli alanlardan, yoksa rastgele peritoneal yüzeylerden çok sayıda biyopsiler yapılmalıdır. Fertiliteyi koruyucu cerrahi evreleme sonrası evre 1a ve grade 1-2 , olgularda yapılan cerrahi işlem yeterlidir ve ameliyat sonrası kemoterapi yapılmasına gerek yoktur. Fertilitenin korunması istenmeyen olgularda histerektomi ve çift taraflı salpingo-ooforektomi , omentektomi , pelvik –paraaortik lenfadenektomi yapılmalıdır. Second-look Laparatomi Karın içerisine yayılmış over kanseri olgularında, yapılan tümör küçültücü cerrahiye rağmen tümör tamamen ortadan kaldırılamaz ise , ameliyat sonrası uygulanacak olan kemoterapi sonrası olgular sekond-look laparatomi yapılarak değerlendirilmelidir. Sekond-look öncesi yapılan değerlendirmede, serum tümör belirteci normal sınırlarda ve CT/MR bulgusu olarak da tümör saptanmayan olguların %20-30 kadarında , yapılan laparatomi ile batın içinde tümör saptanır. Bu olgulara eğer sekond-look laparatomi yapılmayacak olursa, eldeki mevcut CT/MR ve serum tümör belirtecine göre kemoterapi kesilmiş olacaktır. Second-look laparatomide makroskopik tümör saptanır ise, mevcut olan tümör hacmi, uygun olan cerrahi teknikler kullanılarak çıkartılmalıdır. İlk ameliyatta lenfadenektomi yapılmamış olan olgularda mutlaka second-look laparatomi sırasında lenfadenektomi yapılmalıdır. Bu tip olgularda %30 civarında lenf nod pozitifliği mevcuttur. Second-look laparatomide tümör küçültücü cerrahi yapılabilecek olursa , bu işlemin sağkalım üzerine olumlu katkısı olur. Second-look pozitif olan bu olgularda tedaviye farklı bir kemoterapi kombinasyonu ile devam edilmelidir. Sekonder Tümör Küçültücü Cerrahi Nüks eden over kanseri olgularında; jinekolojik muayene ve sonrasında yapılan CT/MR veya USG bulgusu olarak yer kaplayan kitlesel bir patoloji belirlendiğinde, kemoterapi uygulamasından önce, sekonder tümör küçültücü cerrahi uygulanmalıdır. Böylece , kemoterapiye alınacak yanıt ve hastalıksız sağkalım süresi uzatılabilir.
|
|
Makale
|
112
|
|
Yazan:
|
7-28-2006
|
|
Yazar
|
webmaster
|
|
Rating
|
|
Bağlantılı Makaleler
|
Yumurtalık (Over) Kanseri 2
Over kanseri, kadınlarda görülen tüm kanserlerinin % 4’ünü, genital kanserlerin %20-25 ini...
(No rating)
7-28-2006
Views: 708
|
|
Deri Kanseri Cilt Kanseri
Deri kanserinde geride kalmış bir ülke olmadığımızı aklımızdan çıkarmamakla birlikte bu açık...
   
7-28-2006
Views: 1480
|
|
|