Arama  
   
Kategori içinde


Sağlık Ansiklopedisi .: Nöroloji .: Beyin tümörleri Beyin tümörü , Beyinde Ödem

Beyin tümörleri Beyin tümörü , Beyinde Ödem

Beyin tümörleri yeni doğan çocuklar dahil olmak üzere tüm yaş dönemlerinde görülebilir. Baş ağrısı çekenlerin %60' ında görülen bu hastalığın belirtileri şöyle sıralanıyor.

Beyin tümörleri, kafatası içerisinde büyüyerek beyin üzerine baskı yaparlar. Bulundukları bölgeye ve baskı altında tuttukları beyin alanına göre belirtiler verirler. Ancak kafa içinde yer kaplayan bütün vakalarda olduğu gibi öncelikle kafa içi basıncın artmasına bağlı belirtileri gösterirler. Tümör düzensiz bir şekilde büyümeye devam eder ve genişleme, büyüme imkanı olmayan kafatası içerisinde beyin üzerine baskı yapmaya başlar.

    Belirtileri

  • Başağrısı
  • Kusma
  • Sara tarzında bayılma nöbetleri
  • İlerlemiş dönemlerde (Beyinde yerleştiği yere göre) vücudun bazı bölgelerinde felç belirtileri
  • Kişilik bozuklukları, bazı yeteneklerde (hesap yapma yazı yazma gibi) bozulma.

Teşhis Yukarıdaki belirtiler görüldüğünde kafa içi basıncın artmasından şüphelenilir. Kesin teşhis için kafa içini ve beyini görüntülemek amacıyla beyin tomografisi veya MRG çekilir.

Çeşitleri 


İyi huylu tümörler  İyi huylu tümörler: Yavaş üreme hızına sahiptirler. Ayrıca beyin dokusundan kolaylıkla ayrılabilirler ve tümü veya tümüne yakın kısmı çıkarılabilir. Bu nedenle ameliyat sonrası sonuçları çok iyidir. Ancak, tümör iyi huylu olsa dahi, beyinde hayati önem taşıyan, hassas bölgelere yerleşmiş se sonuçlar maalesef yüz güldürücü olmaz.


Kötü huylu tümörler  [değiştir]Kötü huylu tümörler: Çok hızlı ürerler. Çamur kıvamındadırlar. Bu nedenle ameliyatla tamamen alınamazlar. Ameliyat sonrası belli bir zaman süresi içinde tekrar büyüyerek beyine baskı yapmaya devam ederler. Kötü huylu tümörleri de üreme hızlarına göre sınıflara ayırmak mümkündür. Ameliyattan sonra 5-6 yıl yaşama şansı veren tümörler olduğu gibi 5-6 ayda yenilenerek hastanın ölümüne neden olan tümörler de vardır.


 Tedavi  Beyin tümörlerinin tedavisi cerrahidir. İster iyi huylu, ister kötü huylu olsun, tüm tümörler cerrahi olarak tedavi edilirler. Ancak bazı durumlarda cerrahi uygulamak mümkün olmayabilir. Şayet tümör beynin çok hassas olan bazı hayati bölgelerine yerleşmişse bu bölgelere dokunmak hayati tehlike yarattığından tümör yerinde bırakılabilir. Bu durumda sadece ışın tedavisi ve ilaç tedavisi (kemoterapi) uygulaması yapılabilir.

Vücudun diğer bölümlerinde oluşan tümörler beyine yayılabilir. Buna metastaz denilmektedir. Özellikle akciğer kanseri beyine yayılabilir ve kötü huylu tümörlerdendir. Cerrahi müdahale yapılsa bile sonuçlar yüz güldürücü değildir. Hatta bazı vakalarda birkaç tane odak halinde yayılma varsa cerrahi bile uygulanmayabilir. Hasta kemoterapi ve ışın tedavisine alınır.

Beyin tümörlerinin erkenden teşhis edilebilmesi çoğu kez hastanın hayatını ve yaşam kalitesini etkilemektedir. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Beyin Sinir ve Omurilik Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Bülent Canbaz cevaplıyor.

Beyin tümörleri hangi yaşlarda görülür ?

Beyin tümörleri yeni doğan çocuklar dahil olmak üzere tüm yaş dönemlerinde görülürler. Orta yaş sonrası özellikle kanserli hastaların büyük bir bölümünde kanserin yayılması ile beyinde tümör ortaya çıkabilir.

Beyin tümörlerinin belirtileri nelerdir ?

Beyin tümörlerin belirtilerini şöyle sıralayabilirim :

Baş ağrısı, beyninde tümör olan hastaların ancak %60 ında baş ağrısı görülür. Bu ağrı genellikle son birkaç aydır ortaya çıkmıştır ve gittikçe şiddetlendiğini ifade eder hastalarımız.

Bulantı kusma, Baş ağrısı ile birlikte bulunması ve özellikle birkaç gün yada haftadır mevcut olması önemlidir.Ancak burada baş ağrısı ve kusmanın uzun sürelerdir var olması migren düşündürür.

Çift görme ve görme bulanıklığı, Baş ağrısı ile birlikte veya baş ağrısı olmaksızın ortaya çıkan çift görme, bulanık görme, görmenin azalması beyin tümörlerinin ilk belirtisidir.

Kol ve bacakta kuvvetsizlik, beceriksizlik, dengesizlik, Son zamanlarda ortaya çıkan vücudun sağ yada sol yarısında uyuşmalar, ellerde güçsüzlük, uyuşukluk , beceriksizlik görülebilir . Yürürken “sarhoşvari yürüme” ve “dengesizlik” bir beyincik tümörünün belirtisi olabilir.

Konuşma bozukluğu, Konuşamama, anlama güçlüğü, konuşurken yanlış kelime ifadeleri yada sarhoşvari konuşma keza beyin tümörlerinin ilk bulgusu olabilir.

Sara nöbetleri (epilepsi), Bilinç kaybı olarak yada olmaksızın istem dışı kasılmalar, panik atak tarzında kendini kötü hissetmeler bir epilepsi çeşidi olabilir. Özellikle 20 yaş sonrası ortaya çıkan bu tarz nöbetler aksi ispatlanana kadar beyin tümörüne bağlı olduğu düşünülerek araştırılmalıdır.

Beyin Tümörlerinin oluşumunun sebebi nedir ?

Beyin tümörlerinin kesin sebebi henüz bilinmemekle birlikte kalıtımın, çevre kirliliğinin önemli faktörler olduğu düşünülmektedir.

Erken teşhisin önemi nedir?

Beyin tümörlerinin erkenden teşhis edilebilmesi çoğu kez hastanın hayatını ve yaşam kalitesini etkilemektedir. Bunun için hastanın bedeninde olan değişiklikleri erkenden fark edebilmesi ve vakit kaybetmeden hekime başvurması gerekmektedir.


Beyin tümörünün erken belirtileri var mıdır ? Bunlar nelerdir ?

Son zamanlarda artan, daha öncekilerden farklı baş ağrısı, görme azalması, işitme ve koku hissinin azalması ya da kaybı, kafa tasında ortaya çıkan şişlik, sık sık bayılmalar beyin tümörü belirtisi olabilir.
Küçük boyutlarda erkenden teşhis edilen tümörlerde hasta tedavisinde çok daha iyi sonuç alınabilecekken büyük boyuta ulaşmış tümörlerin tedavisi daha zor ve tehlikeli olabilmektedir.


Her başağrısı beyin tümörünü mü işaret eder ? İlk işaret başağrısı mıdır?
Burada baş ağrısının uzun sürelerdir var olması ilk etapta migren düşündürür.


Ancak beynin kendisi ağrıya hassas bir organ olmadığından beyinde gelişen bir tümör belirli bir büyüklüğe erişene kadar pek baş ağrısına sebep olmaz. Özellikle büyüme hızı fazla tümörlerde baş ağrısı görülürken, yavaş gelişen beyin tümörlerinde beyin geriye çekilerek tümöre yer açabilir bu taktirde çok büyük boyutlarda dahi baş ağrısı hastada görülmeyebilir.


Beyin tümörleri nasıl tedavi edilir ?

Beyin tümörlerinin günümüzde pek çok tedavisi mevcut olmakla beraber ana başlıklar halinde özetlersek..

Birinci seçenek Cerrahi; Tümörün en hızlı ve en etkili bir şekilde vücuttan alınarak yok edilmesi ancak cerrahi ile gerçekleştirilebilir.

İkinci başvurduğumuz yöntem Radyoterapi ;Özellikle habis beyin tümörlerinde cerrahi sonrası ek tedavi olarak uygulanır.
Üçüncü yöntem ise Kemoterapi; Yine habis beyin tümörlerinde cerrahi tedaviye ek olarak radyoterapi ile birlikte yapılır.

A. BEYİN TÜMÖRLERİ

1. Beyin Tümörleri ve Tipleri

Vücut çok çeşitli, ayrı ayrı görevleri olan hücrelerden yapılmıştır. Bu hücrelerin çok büyük bir kısmı hayatımız boyunca büyür ve ölürler. Ölenlerin yerine diğer hücrelerin bölünmesi ile yenileri gelir. Bu şekilde vücudun sağlıklı kalması ve görevlerini doğru şekilde yapması sağlanır. Hücrelerin yenilenirken bölünmeleri milyonlarca yıllık evrim sonucunda çok sıkı kurallara bağlanmıştır ve çoğu zaman bir insanın hayatı boyunca sorunsuzca işlemektedir. Ancak hastalıklar, kalıtımsal etkenler ve vücudun çevreden maruz kaldığı etkenler sonucunda hücrelerin doğru fonksiyon görmesi bozulur ve hücreler büyüme kontrolünü kaybederek çok sık, hızlı ve olması gerekenden fazla sayıda bölünmeye başlarlar. Bu bozuk hücreler tümör denilen yanlış çalışan hücre topluluklarını oluştururlar. Aynı durum beyin ve sinir sisteminin diğer hücreleri içinde geçerlidir. Her yıl yaklaşık 16.000 insanda beyin tümörü saptanmaktadır.

Tümörler iyi huylu (benign) ve kötü huylu (malign) olarak iki ana guruba ayrılırlar. İyi huylu tümörler kanser hücreleri içermeyen gruptur. Genellikle çıkartılabilirler, tekrarlamazlar ve etraftaki normal çalışan dokulara yayılıp onların fonksiyonlarını bozmazlar. İyi huylu beyin tümörlerinin iyi sınırları vardır ve cerrahi ile çıkartılabilirler. Ancak beyin içindeki diğer normal dokulara bası yaparak onların normal çalışmasını engelleyebilirler.

Kötü huylu beyin tümörleri kanser hücreleri içermektedir. Hayatı tehdit ederler. Hızlı büyürler ve etraf normal dokulara yayılarak onların fonksiyon görmesini de engellerler. Genellikle tıpkı ağaçlar gibi etrafa kök salarak beslenmeleri için gerekli olan maddeleri sağlıklı beyin dokusundan çalarak ayakta kalırlar.

Santral sinir sitemi, özellikle de beyin çok sıkı korunan kapalı bir kutunun (kafatası) içinde olduğundan basınç değişikliklerine çok hassastır. Bu nedenle bazı iyi huylu tümörler de kanser hücresi içermemelerine rağmen önemli yapılara baskı yaparak hayati tehlikeye neden olabilirler.

Beyin dokusundan kaynaklanan tümörlere birincil (primer) beyin tümörü denilir. İkincil (sekonder) beyin tümörü ise beyin dışı bir kanserin beyne yayılması ile oluşur. Beyin tümörleri kaynak aldıkları dokunun tipine göre adlandırılırlar. En sık görülen birincil beyin tümörü gliomlardır. Bunlar beynin sinir dışı destek hücrelerinden kaynaklanır.

Aşağıda sık karşılaşılan beyin tümörleri hakkında çok kısa bilgi verilmiştir.

• Astrositomlar : Astrosit denilen küçük, yıldız şekilli hücrelerden kaynaklanırlar . Beyin, beyincik, omurilikte görülebilirler. Erişkinlerde genelde beyin yarım kürelerinde yerleşirlerken, çocuklarda daha çok beyin sapında görülürler. Evreleme sistemine göre 3. evredeki tümöre anaplastik astrositom, 4. evredeki tümöre glioblastome multiforme denilir. Kötü huylu tümörlerdir.

• Epandimomlar : Genellikle beynin ventrikül denilen boşluklarının duvarını döşeyen hücrelerden gelişirler. Omurilikte de görülebilirler. Her yaşta oluşabilseler de genellikle çocukluk ve genç erişkin çağında görülürler.

• Oligodendrogliomlar: Sinir hücrelerinin uzantılarının korunmasından sorumlu “myelin” denilen yağ katmanını üreten hücrelerden kaynaklanır. Yavaş büyürler ve etraf dokulara yayılmazlar. Orta yaşlarda daha sık görülen ender tümörlerdir.

Bunların dışında beynin kendi dokusundan kaynaklanmayan başka tümörlerde vardır. En sık görülenler :

• Medullablastomlar : Son çalışmalarda bu tümörlerin doğumdan sonra vücutta kalmaması gereken primitif (gelişen) sinir hücrelerinden kaynaklandığı gösterilmiştir. Bu nedenle medullablastomlar Primitif Nöro Ektodermal (PNET) olarak da adlandırılırlar. Çoğunlukla beyincikte gelişirler. Genellikle çocukluk çağı tümörleridir ve erkeklerde daha fazla görülürler.

• Menengiomlar : Meninks denilen beyin zarlarından gelişir. Yavaş büyüyen ve genellikle etraf dokulara yayılmayan tümörler olduğu için beyin dokusu bu tümörlerin varlığına uyum sağlayabilir ve büyük boyutlara ulaşana kadar fark edilmeden kalabilirler. Genellikle 30-50 yaşlarında kadınlarda görülürler. %95 den fazlası iyi huyludur. Resim 2

• Kraniofarengiomlar : Hipofiz bezinin yerleştiği bölgede gelişirler. Genellikle iyi huyludurlar ancak bazen etraf dokulara fazla zarar verdiklerinden kötü huylu olarak adlandırılırlar. Çocuk ve gençlerde daha sıktırlar.

• Pineal bölge tümörleri : Pineal bezinin yerleşim yerinde görülürler. Beynin ortasında, derinde yerleşimli küçük bir organdır. Yavaş ve hızlı büyüyen iki tipi vardır.

• Hipofiz Adenomları: Hipofiz bezi, vücudun hormonal aktivitesini düzenleyerek düzgün ve düzenli bir şekilde çalışmasını sağlayan beyinin altında yerleşmiş bir bezdir. Salgıladığı hormonlar ile vücuttaki tiroid, böbrek üstü bezi, kadınlarda süt bezleri gibi diğer bezlerin çalışmasını düzenler.

Bu bezden kaynaklanan tümörler toplumun yaklaşık % 2 – 30 ‘unda görülürler. Tüm beyin tümörlerinin %10 -15 ini oluştururlar. 30 – 40 yaşlarının tümörüdür. Ancak her yaşta görülebilirler.Bazı özel hastalık grupları dışında kalıtımsal olmadıkları düşünülmektedir. Herhangi bir hormon salgılayıp salgılamamalarına göre sınıflandırılırlar. Genellikle hormon salgılamayan tümörler görülür. Bu tümörler prolaktin (bayanlarda süt oluşum ve salınışından sorumlu) ,büyüme hormonu, ACTH (böbrek üstü bezini kontrol eden hormon) vb hormonları salgılamaktadırlar. Bazı tümörler bu hormonlardan birden fazlasını aynı anda salgılayabilir.

Bir diğer sınıflama ise boyutlarına göre yapılandır. Bir santimden küçük tümörlere mikroadenom; bir santimden büyük tümörlere ise makroadenom denilir. Bu tümörlerin çok büyük bir kısmı iyi huyludur ancak oldukları yerde etrafa yayılmadan büyüyerek ciddi sorunlara yol açabilirler.
Türlerine ve büyüklüklerine göre şikayetlere neden olurlar. Büyük boyutlu olanları yakın yapılara baskı yaparak baş ağrısına, görme sorunlarına yol açabilirler. Hipofiz bezi yerleşim yeri olarak görme sinirleri ile çok yakın ilişki içinde olduğundan bu tümörlere bağlı şikayetlerin en sık karşılaşılanı görme ile ilgili olanlardır. Hastalar genelde bulanık görmeden şikayet ederler. Büyüklüğüne göre görme alanı içinde karanlık alanlar oluşmasına neden olurlar. Bunların yanı sıra hormonal problemlere de yol açarlar. Bun bağlı olarak hastalarda kilo alımı, deride soluklaşma ve renginde koyulaşma, erkek tipi kıllanmada artış, saç dökülmesi, sinirlilik, terleme, çok su içip idrara çıkma, memelerden süt gelmesi vb. şikayetler görülebilir.

Şüphelenilen hastalarda tam bir endokrinolojik (hormonal) inceleme yapılmalı, görme muayenesi ve görme alanı testleri tamamlanmalıdır. Seçkin inceleme yöntemi kontrastlı ve kontrastsız beyin MR ıdır. Tanı klinik tablo ve yapılan testler sonucunda konulur.

Tedavi hastanın hormonal dengesizliğini ilaçlarla düzeltilmesiyle başlar.

Cerrahide etkinliği ve güvenilirliği kanıtlanmış transsfenoidal denilen burundan girişim tercih edilir. Genel beyin radyoterapisi tedavide uygun hastalarda bir diğer seçenektir. Genelde cerrahi olarak çıkartılması riskli vakalarda tercih edilir. Tümör kontrol oranı %76 – 97 arasında değişir. Ancak hormon salgılayan aktif tümörlerde hormon salgılanmasını engelleme yüzdeleri düşüktür (%38–70). Etkileri yıllar içinde çıkan bu tedavi yönteminde komplikasyonlar geç dönemde ortaya çıkabilir. Bunlardan en önemlisi hipofiz bezinin RT ye bağlı hiç çalışmamasıdır (%12–100). Yine geç dönemde görme ile ilgili problemler gelişebilir (%1–2).

Gamma Knife ® bu tümör grubu için başarılı olarak uygulanan diğer bir tedavi seçeneğidir. Ana amacın tümör büyümesini kontrol etmek olduğu bu yöntemde hayat boyu yeni tümör gelişme riski de uygun vakalarda ortadan kaldırılır. Tedavide genel beyin radyoterapisine üstün olarak tümöre radyasyon verilirken etraftaki önemli yapılar korunur ve daha yüksek doz uygulanabilir. Benzer geç komplikasyonlar görülme ihtimali olsa da yüksek doz radyasyon daha sınırlı bir alana verildiği için bu tedavi yönteminde komplikasyon oranları belirgin düşüktür.
Literatürde Gamma Knife Radyocerrahisi ile %90 oranında tümör kontrolü, %60 oranında hormonal kontrol bildirilmektedir.

• Köşe Tümörleri : Beyincik ve beyin sapının birleşim noktasına köşe denilmektedir. Her ne kadar bu bölgede çeşitli tümör tipleri görülebilse de köşe tümörü denilince akla gelen ilk tümör tipi sekizinci kafa siniri, işitme ve dengeden sorumlu vestibular sinirin kılıf tümörü, schwannomlardır. İyi huylu, yavaş büyüyen tümörlerdir. İşitme ve denge sinirine bası yaparak duyma ve denge problemlerine neden olurlar. Eğer tümör daha fazla büyürse yüzün duyusunu alan sinire bası yaparak yüzde uyuşmaya neden olabilir. Daha da büyüyen tümörler yüz felcine ve hatta beyin sapına bası yaparak hayati tehlikeye neden olabilirler.

Genellikle tek taraflı olarak görülen bu tümörler nörofibromatosiz tip 2 denilen kalıtsal bir hastalıkla beraber iki taraflı olarak görülebilirler. Tek taraflı olan tipi beyin tümörlerinin %8 ‘ ini oluşturmaktadırlar. Her yıl 100.000 kişiden birinde bu tümör görülmektedir. Erken tanı ciddi sorunlar çıkartmadan tedavi edilebilmesi için anahtar rol oynar. Hastaların %70 inde ilk şikayet işitme kaybıdır. Baş dönmesi, baş ağrısı, çınlama da görülen şikayetlerdir. Daha büyük tümörü olan hastalarda yüz felci, çift görme, yutma güçlüğü, yüzde ağrı ya da uyuşma görülebilecek diğer şikayetlerdir.

İşitme kaybının derecesini saptamak için özel testler yapılmaktadır. Tanıdan şüphelenildiği durumlarda MR çekilerek tanı netleştirilir.

Tedavide 3 seçenek vardır: 1. cerrahi 2. stereotaktik radyocerrahi 3. takip.

Cerrahi tipi tümörün boyuna ve diğer sinirlerle olan ilişkisine göre yapılır. Küçük tümörlerde işitme korunabilirken; büyük tümörlerde etraf dokulara ve diğer kafa sinirlerine zarar vermiş olması nedeni ile daha ciddi komplikasyonlar oluşması riski vardır. Cerrahi sonrası tekrarlama riski %5 den azdır. Beyin omurilik sıvısı kaçağı, menenjit, hidrosefali, yara enfeksiyonu sık görülen komplikasyonlar arasındadır. Bunun yanında dengesizlik ve baş ağrısı da operasyondan sonra uzunca bir süre devam edebilir. Cerrahinin bir diğer önemli riski de yüz felci gelişmesidir. Büyük tümörlerde daha fazla görülen bu komplikasyon %5 - %30 arasında görülmektedir.

Radyocerrahi son yılların etkin tedavi yöntemidir. Ancak cerrahi ile kıyaslanınca daha uzun bir takip süresi gerektirmektedir. Sonuçlarda daha geç alınır. Tek bir seansta verilebileceği gibi toplam dozun parçalar halinde verildiği bölünmüş radyocerrahide kullanılabilir. Riskleri cerrahiye kıyasla düşüktür. Radyocerrahi ile tümör kontrolü 10 yıllık takipte %95 dolaylarındadır. Bir radyocerrahi türü olan Gamma Knife ® Radyocerrahisi kliniğimizde bu tümörler için kullanılmaktadır. Yan etkiler arasında baş ağrısı, dengesizlik, kulakta dolgunluktur. Seyrek olarak yüz felci görülebilir. Yan etkiler zamanla geriler ve genellikle tamamen kaybolur. Hayat boyu işitme ve MR kontrolleri gerekmektedir.

Takip kararı genellikle yaşlı ve cerrahi veya radyocerrahiye engel olabilecek ek sağlık sorunları olan hastalarda alınır. Tümör yavaş büyüme eğiliminde olduğundan ciddi problemlere yol açana kadar takip edilebilir. Eğer tümörde büyüme saptanırsa hastanın içinde bulunduğu durum göz önünde bulundurularak ileri tedavi seçeneklerinden birisi seçilir.

Bu yöntemlerden hangisinin seçileceği hastanın sağlık durumuna, tümörün büyüklüğüne ve hastanın tercihlerine göre değişmektedir. Her hasta için ayrı, kişiye özel tedavi planlamaları kullanılır. Literatürde Gamma Knife Radyocerrahisi ile %95 tümör kontrolü, %70 işitme kontrol oranı, %90'nın üzerinde Fasial Sinir (yüz hareketlerini kontrol eden sinir) korunma oranı bildirilmiştir.

Metastatik Tümörler : Metastaz bir kanserin yayılmasıdır. Vücudun başka bir organındaki bir kanser yayılarak beyne ulaşırsa buna ikincil beyin tümörü denir. Beyine yayılmış kanser orijinal kanserin aynısıdır ve aynı şekilde isimlendirilir. Örneğin akciğer kanseri beyne yayılırsa buna metastatik akciğer kanseri denilir. Çünkü beyindeki metastatik tümörün hücreleri akciğer hücrelerine benzer, beyin hücrelerine değil. İkincil beyin tümörlerinde tedavi kanserin başlama yerine, yayılımının derecesine, hastanın yaşına o anki sağlık durumuna ve ilk hastalığı için uygulanan tedaviye verdiği yanıta göre değişir. Literatürde Gamma Knife Radyocerrahisi ile %90 üzerinde tümörün tamamen yok edildiğine dair sonuçlar bildirilmektedir.
2. Beyin Tümörlerinin Tedavisi

Tedavi seçimini etkileyen birçok faktör vardır. Bunlar tipi, yerleşim yeri, büyüklüğü ve hastanın durumudur. Çocuklar ve erişkinlerdeki seçenekler birbirinden farklıdır. Her hasta için ona özgü bir tedavi planı seçilir.

Beyin tümörleri cerrahi, radyasyon ve ilaçla tedavi edilebilirler. Hastanın ihtiyaçlarına göre birçok yöntem bir arada kullanılabilir. Hastanın tedavisi genellikle bir ekip tarafından yürütülür. Bu ekipte beyin cerrahı, tıbbi onkolog ve radyasyon onkoloğu bulunur. Bunların yanı sıra fizik tedavi uzmanı ve konuşma terapisti de ekibe katılabilir.

Birçok beyin tümöründe cerrahi ilk tedavi seçeneğidir. Mümkünse cerrah tümörün tamamını çıkartır. Ancak eğer etraf sağlam dokuya zarar vermeden tümörün tamamı çıkartılamıyorsa doktor tümörün mümkün olan kısmını çıkartır. Kısmi çıkarma kafa içi basıncını azaltacağı için hastanın şikâyetlerinin azalmasına ve radyasyon veya ilaçla hedeflenecek tümör dokusunun azalmasına yardımcı olur.

Bazı vakalarda tümör çıkartılamaz. Böyle durumlarda cerrah sadece biyopsi yapar ve tümörün küçük bir kısmını çıkartır. Çıkan kısım patolojiye yollanır ve mikroskop altında incelenerek kesin tipi öğrenilir. Bu tedavinin şekillendirilmesinde önemli bir bilgi kaynağıdır. Biyopsi açık cerrahi ile yapılabildiği gibi genel durumu buna izin vermeyen hastalarda özel sistemler kullanılarak bir iğneyle de yapılabilir. Doktor hastanın başına özel bir çerçeve (Frame) takarak MR ve/veya BT görüntüleri alır. Bu şekilde tümör dokusunun kafa içindeki kesin yerleşim yeri koordinatları ile belirlenir. Bu bilgilerle kafa tasına küçük bir delik açılarak biyopsi iğnesi doğrudan tümöre hedeflenir ve biyopsi alınır. Bu tekniğe “stereotaksi” denilir.

Radyasyon tedavisi (radyoterapi) çeşitli şekillerde uygulanabilir. Radyasyonun tüm kafaya büyük bir makine aracılığı ile verildiği yöntemde hastalar haftanın 5 gününde birkaç hafta süreyle ışınlanır. Tedavinin süresi tümörün tipine ve boyutuna göre belirlenir. Tedavinin bu şekilde parça parça yapılmasındaki amaç normal dokuların göreceği zararı azaltmaktır. Radyasyon özel maddelerin cerrahi ile doğrudan tümör içine konulması yolu ile de uygulanabilir. Konulan maddenin radyoaktif özelliklerine göre ya kısa süreli uygulama yapılır ya da madde kalıcı olarak beyinde bırakılır.

Stereotaktik radyocerrahi tedavideki diğer bir seçenektir. Tedavi tek seansta yapılır. Bir çok açıdan yüksek doz radyasyon sadece tümör dokusuna yönlendirilir. Bu şekilde normal beyin dokusuna zarar verilmez. Bu yönteme “GAMMA KNIFE RADYOCERRAHİSİ” denilir. Daha kısa sürede daha etkili, daha doğru bir tedavi yöntemi sağlar. Bu yöntemde tümör boyutlarının üç santimetreden küçük olması gerekmektedir.

Kemoterapi kanser hücrelerini öldürmek için ilaç kullanılmasıdır. Tek bir ilaçla veya birçok ilacın çeşitli dozlarda birleşimi ile uygulanabilir. Tedavi ağızdan veya damardan olabileceği gibi doğrudan omurga içindeki beyin omurilik sıvısına verilerek de yapılabilir.

Bu tedavi şekillerinden birisi ile tedavisi yapılan hastalar, süresi doktorlar tarafından belirlenen ve ilk başlarda daha sık; sonra araları açılan kontrollere gelirler. Kontroller sırasında BT veya MR görüntüleri ile tümördeki değişimler takip edilir, hastaların tam bir muayenesi yapılır. Gerek görülürse ilaç tedavileri düzenlenir.
SONUÇLAR

Bir beyin tümörü beyinde anormal hücrelerin büyümesi ya da kütleleşmesidir.

Beyindeki tümörler tipik bir şekilde birincil ya da ikincil olarak sınıflandırılırlar. Birincil beyin tümörleri beyinde oluşmaya başlar ve kanser olmayan (iyi huylu) ya da kanserli (kötü huylu) olabilirler. İkincil beyin tümörleri ise başka bir yerde başlamış ve beyne de sıçramış olan (metastaz yapmış) kanserin sonucudur. Birincil beyin tümörlerine ikincil beyin tümörlerinden daha az rastlanır.

İyi huylu beyin tümörleri genellikle  yavaş gelişen, alınması kolay (bulundukları yere bağlı olarak), ve kötü huylu beyin tümörlerine oranla tekrar etmeleri olasılığı daha az olan tümörlerdir. İyi huylu beyin tümörleri çoğunlukla  etraflarındaki normal hücrelere ya da yakınlarında bulunan başka yapılara yayılmazlar, ancak yine de beyninizin hassas olan bölgelerine baskıda bulunabilirler.

Kötü huylu  beyin tümörleri yakınındaki beyin dokusunu sıkıştırarak ya da tahrip ederek hızla büyüyebilirler. Öte yandan, vücudunuzun başka yerlerindeki kanserlerin aksine, birincil kötü huylu beyin tümörleri beyninizden ender olarak yayılır.

Beyin tümörleri çoğu zaman doktorların tedavi etmesi açısından zorluk yaratır. Ancak beyin tümörlerinin birçok türü bir veya daha fazla yöntem ile başarılı bir biçimde tedavi edilebilir. Buna ek olarak, teknoloji de doktorların tümörleri kesin bir biçimde hedef almasını sağlamaktadır.

Beyin tümörü tanı ve tedavisinde güçlükler arzeden bir hastalıktır. Konuya hasta açısından yaklaşıldığında ürkütücü gelen bu konu, çoğu zaman kulaktan dolma bilgiler nedeniyle yanlış bilinmektedir. Son 10 yılda gerek tanı koymada gerekse tedavide yeni gelişmeler meydana gelmiştir. Beyin tümörleri çocukluk çağı tümörleri arasında 2. en sık görülen tümör gurubunu oluştururken, 50 yaşından sonra sıklık açısından ikinci kez artış göstererek özellikle başka organ kanserlerinin beyine olan yayılımıda göz önüne alındığında 3. en sık görülen tümör gurubunu oluşturur. Kafatasının içi, dış ortamla bağlantısı olmayan ve sabit bir basınca sahip oluşumlar içerir: Kemik yapı, beyin zarı ve beyin. Bu yapılardan herhangi birindeki normal dışı büyüyen kitle Beyin tümörü olarak adlandırılır. Beyin tümörleri kabaca 3 guruba ayrılır: 1. Başka organlardan beyine dağılan tümörler (metastazlar) 2. Beynin dokusundan kaynaklanan tümörler ( glial tümörler ) 3. Beyin zarından kaynaklanan tümörler ( Menengiomlar) Daha bir çok alt gurubu ve değişik varyasyonları mevcut olan Beyin tümörü hastaya iki şekilde zarar verir: İlki kapalı bir ortam olan kafatası içindeki basıncı arttırarak beyin dolaşımında azalmayla, diğeride tümörün yerleştiği beyin bölgesine göre verdiği hasarla . Bunun sonucunda hastalarda çok değişik şikayet ve bulgulara yol açar. Baş ağrısı, sara krizleri, kişilik değişiklikleri, şuur bulanıklığı, görme bozukluğu, kollarda veya ayaklarda felçler, dengesizlik, yürüyememe, işitme kaybı , konuşma bozukluğu gibi bulgular ortaya çıkar. Hastalığın ileri dönemlerinde hasta yatağa bağımlı hale gelir ve şuur kaybı oluşur. Burada özellikle baş ağrısı ve sara krizi üzerinde durmak istiyorum. Baş ağrısı geçirmeyen kişi hemen hemen yok gibidir. Ancak günün birinde daha önce rastlamadığınız şekil ve şiddette baş ağrısı atakları başlarsa mutlaka hekime başvurmak gerekir. Bu tip ağrıların özellikle sabah olması ve ağrı kesicilere cevap vermemesi tipiktir. Ayrıca 40 yaşından sonra daha önce hiç sara krizi geçirmemiş kişide , nöbet görülürse bu kişilerde beyin tümörü açısında mutlaka araştırılmalıdır.

Tanı koymak , gelişmiş radyoloji teknikleri kullanan kliniklerde son derece kolaydır. Bilgisayarlı Beyin Tomografisi ve gerekirse Beyin MR tetkiki çoğu zaman yeterli olur. EEG, normal röntgen ve laboratuar bulgularıda bazan gerekli olabilir. Hastanemizde Bilgisayarlı Beyin tomografisini bu hastalarda rutin olarak uygulamakta, şüpheli durumlarda MR tetkiki yaptırmaktayız. Beyin tümörü tanısı alan hasta ve yakınlarındaki şaşkınlık ve korkunun atlatılması hekimin ilk yapması gerekendir. Tedavinin en kısa sürede tüm imkanlar seferber edilerek başlamasıda gereklidir. Öncelikle cerrahi tedaviyle tümörün tam veya tama yakın çıkarılması ve takiben radyoterapi dediğimiz şua tedavisinin uygulanması gerekir. Tedavide altın anahtar cerrahidir. Ameliyatın amacı sadece tümörü çıkarmak değil, tümör hücrelerinin mikroskop muayenesiyle tümörün tam cinsini saptamaktır. Dolayısıyla ameliyat sonrası uygulanacak alternatif tedavilerede yol gösterir. Tümör kitlesi ameliyatla en azından küçültülmeyen tümörlerde şua tedavisinin etkisi tartışmalıdır. Ancak bazı beyin tümörlerinde gerek yerleşim, gerekse tümörün ameliyat sınırlarını aşmış olması sonucu başlangıçta şua tedavisi yapılır ve takiben kemoterapi uygulanır. Cerrahi uygulanan hastalarda çoğu zaman şaşırtıcı derecede iyi sonuçlar alınır. Özellikle beyin zarı kaynaklı tümörler bening dediğimiz iyi huylu tümörler olup, tam çıkarılmaları halinde hasta ömür boyu yaşamının problemsiz geçirir. Hastanemizde Beyin Tümörlerinin cerrahi tedavisi mikroşirürjikal olarak yapılmaktadır. Ameliyat sonrası yoğun bakım ünitelerimizde takib edilen hasta yatağına alındıktan sonra gerekiyorsa fizyoterapi başlanır. Patoloji tanısı alındıktan sonra Onkolog tarından görülen hastanın, radyoterapi veya kemoterapi gibi ek tedavileri gerekiyorsa planlanır . Öneriler: -Daha önce yaşamadığınız ,yabancı olduğunuz baş ağrılarına dikkat edin. -Sara krizi beyin tümörünün ilk bulgusu olabilir. -Gerekirse Bilgisayarlı beyin Tomografisi çekilmesinden çekinmeyin. -Beyin tümörlerinde erken tanı çok önemlidir
.

Bağlantılı Makaleler

article Ani kişilik değişikliği beyin tümörü belitisi olabilir.
Çoğu zaman aniden ortaya çıkabilen beyin kanamalarına dikkat çeken uzmanlar, sebepsiz kişilik...

(No rating)  7-30-2006    Views: 3837   
article Beyin Tümörleri 2
İnsan vücudunda görülen tümörlerin %10'u sinir sistemi dokularından oluşur. Bunların %80-90'ı da...

(No rating)  7-30-2006    Views: 1566   
article Beyin ve Beyin Hastalıkları
Kafatasının içinde, beyin zarlarıyla örtülmüş, beyazımtırak ve yumuşakça bir kitle durumundaki...

(No rating)  7-30-2006    Views: 2175   


PageRank PageRank