Şizofreni: Şizofreni işlevselliğin önemli derecede bozulduğu, duygu, düşünce ve davranış bozukluklarının görüldüğü gerçeklikle uyuşmayan bulgularla belirli nedenleri bilinmeyen bir bozukluktur. Hastalık genelde ömür boyu sürer. Tipleri Paranoid Tip : Tek bir konu ile ilişkili sistematize düşünce bozukluğu veya kulağa ses gelmesi ile belirgin olan tiptir. Şüphecilik temel bulgudur. Dezorganize Tip : Dağınıklılık, konuşmada ve davranışlarda aşırı bozulma ile belirgin olan tiptir. Künt ve uygunsuz görünüm belirgindir. Katatonik Tip : Konuşmazlık, karşı çıkıcı (negativist) tutum, katılık, amaçsız taşkınlık, sözleri ve davranışları taklit etme gibi özelliklerin belirgin olduğu tiptir. Farklılaşmamış Tip : Belirgin düşünce bozukluğu, ses duyma, dağınıklılık ve davranışlarda bozuklukla giden tiptir. Katatonik, dezorganize, paranoid tiplerin özellikleri yoktur. Rezidüel Tip : İçe çekilme, konuşmazlık, donuklukla belirli olan tiptir. Belirgin düşünce bozukluğu, ses duyma, dağınık davranış yoktur. Toplumda görülme sıklığı %1’dir.
Kadın erkek oranı eşittir. 15 ile 35 yaş arasında başlar. %80’i ayaktan tedavi edilmeye çalışılır. Genetik, biyolojik ve sosyal nedenlerden dolayı şizofreninin ortaya çıktığı kabul edilir. Şizofrenik hastanın klinik tedavisi, hastaneye yatışı, ilaç tedavisini ve davranış, aile grup, bireysel, sosyal becerileri geliştirme ve rehabilitasyon terapileri gibi psikososyal tedavileri içerebilir. B. Sanrısal (Hezeyanlı, Paranoid) Bozukluk : Birincil ya da tek belirtinin sabit ve sarsılmaz bir düşünce bozukluğunun olduğu bozukluktur. Kişiliğin sağlam kaldığı bu hastalıkta düşünce bozukluğu en az 1 aydan beri vardır. Bu hastalığın ortalama başlama yaşı 40 yaş çevresindedir. Tedavide hastaneye yatırılma, ilaç tedavisi, psikoterapi kullanılır. C. Şizofreniform Bozukluk 6 ayda düzelme ve normal işlevselliğe dönme dışında semptomlar şizofreniye benzerdir.
D. Şizoaffektif Bozukluk : Birbirinden ayrı olarak tanı konamayan şizofreni ve duygudurum bozukluğu bulgularının birlikte olduğu bozukluktur. Yaşam boyu yaygınlığı %1’den azdır ve kadın erkek oranı eşittir. E. Kısa Psikotik Bozukluk : Belirtiler bir aydan kısa sürer ve hastanın yaşamındaki belli bir stresi izler. Düşünce bozukluğu, algı bozukluğu, saçma konuşmalar olabilir. Doğumdan sonraki 1 ay içinde başlayabilir. F. Paylaşılmış Psikotik Bozukluk (İkiz Delilik) : Düşünce bozukluğu iki ya da daha fazla kişi tarafından paylaşılmıştır. Kötülük görme düşünceleri oldukça sıktır. İntihar ve adam öldürme anlaşmaları görülebilir.
Kadınlarda ve diğer birine bağımlı bedensel yetersizlikleri olan kişilerde daha yaygındır. Bu kişilerin % 95’i aile üyeleridir, genellikle iki kız kardeştir. G. Postpartum Psikoz (Doğum Sonrası P.) : Doğumdan sonra ortaya çıkan şiddetli depresyon ve düşünce bozukluklarıyla belirli bir hastalıktır. Genelde doğum sonrası 2-3. günlerde ortaya çıkar. Bebeğine veya kendine zarar verme düşünceleri belirgindir. Görülme sıklığı binde 1-2’dir. Genelde ilk kez doğum yapanlarda görülür. Şizofreni, düşünceleri, algıları, duyguları ve davranışları etkileyen ve hastanın işlevlerinde önemli bozukluklara neden olan belirtilerin görüldüğü kronik bir hastalık olarak tanımlanabilir. Hastalığın ilk veya akut döneminde hezeyanlar ve halüsinasyonlar gibi şiddetli psikotik belirtiler görülür. Halüsinasyon, diğer insanların hissedemediği şeyler duymaya, görmeye ve hissetmeye verilen addır. Olmayan nesneler, objeler görme, kokular duyma gibi...
Hezeyanlar ise, başkaları için uygunsuz ya da olanaksız görünen, doğru olmayan tuhaf fikirlerdir. Birinin hastanın düşüncelerini kontrol ettiği veya hastayı sürekli olarak izlediği şeklinde bir inanç gibi... Akut dönemi belirtilerin yatıştığı dönem izler. Şizofreni hastalarında depresyon belirtileri sık görülür. Hastalarda bellek, problem çözümü ve planlama gibi düşünce süreçleriyle ilgili bozukluklar da ortaya çıkabilir. Şizofreni hastalarının büyük bölümü üretken bir yaşam süremez ve yalnızca yüzde 20’si, genellikle az beceri gerektiren işlerde çalışır. Şizofreni tedavisinin temelini antipsikotik grubu ilaç tedavisi oluşturur. Bir psikiyatri uzmanının kontrolünde uzun süreli ilaç tedavileriyle hastalar günlük yaşantılarına dönebilirler. Tedavide, ilaçlara ek olarak destekleyici ve bilgilendirici bireysel, grup ve aile tedavilerinin uygulanması da önemli yararlar sağlar.
ŞİZOFRENİ NEDİR? Şizofreni epilepsi, Multipl Skleroz gibi bir beyin hastalığıdır. Bütün kronik hastalıklar (Şeker hastalığı, astım, romatizma...) gibi alevlenme ve yatışma dönemleri gösterir. Tedavi edilebilir bir hastalık olmakla beraber zaman zaman alevlenme dönemleri olabilir, hastaların önemli bir kısmında hastalık tamamen ortadan kalkmayabilir. Bu ciddi hastalık yeryüzündeki her yüz kişiden birini etkiliyor. Dünyada 60 milyon, Türkiye’de ise 600 bin şizofreni hastası bulunuyor. Hastalık genellikle 15-25 yaş aralarında başlamakla beraber orta yaşlarda başlaması da mümkündür. Hastalık ne kadar erken yaşlarda başlarsa kişilik üzerindeki hasar o kadar fazla olur ve normal bir yaşam sürme şansı azalır.
ŞİZOFRENİ NE DEĞİLDİR? Şizofreni kişilik bölünmesi demek değildir. Şizofreni hastaları nadiren çevreye zarar verir. Şizofreni kelimesi, bir konuda farklı ya da zıt duygular taşımak şeklinde hatalı olarak kullanılır. Bu insan doğasında bulunan bir özelliktir. Şizofreni erken bunama değildir. Aşı gibi yollarla korunmanın mümkün olduğu bir hastalık değildir. Şizofreni nedir ? Şizofreni, kişinin duygu, düşünce ve davranışlarında önemli değişikliklere neden olan, belirtileri ve seyri kişiden kişiye değişiklik gösteren, hastaların bir kısmında iyileşmeyle, bir kısmında ise toplumsal ilişkiler ve entellektüel faaliyetlerde önemli kayıplara yol açan bir ruhsal rahatsızlık türüdür. Başlama yaşı genellikle 15-35 yaşları arasındadır. Şizofreniyi nasıl farkederiz ?
Şizofreni kendisini insanın dış görünüşünde, konuşmasında, duygularını ifade etmesinde, davranışlarında,düşüncelerinde yaptığı değişiklikler ve bunların toplumsal yansımalarıyla belli eder. Başlıca belirtiler şu şekilde özetlenebilir: Giyim-kuşama özen ve kendine bakım azabilir, alışılagelmişin dışında giyinme görülebilir. Mimikler ve jestlerde azalma, çevrede olup bitenlere karşı ilgisizlik görülebilir. Bazılarında yüz ifadesi donuklaşabilir. Bazı hastalarda konuşma bozulur. Dağınık ve muğlak olabilir. Yer yer kopmalar içerir, gereksiz ayrıntılarla doludur, belirli bir mantık örgüsü izlenmez. Bazılarında ise konuşma normal görünümdedir İçine kapanma veya yakınlarına bağımlılıkta artma görülebilir. Amaçsız ve anlamsız davranışlar gösterebilirler.
Hiç hareket etmeme, devamlı bir noktaya bakarak hiç konuşmama veya saldırgan davranışlar olabilir. Hastaların çoğunda takip edildiklerini, öldürüleceklerini, aleyhlerinde komplo-tuzak kurulduğunu düşünme ve korkma görülebilir. Bir kısmı kendileriyle ilgili yayın yapıldığı düşüncesiyle çevreden, televizyondan gazetelerden rahatsız olabilirler. Kimileri vücudunda değişiklik olduğunu veya bedensiz olduklarını düşünebilirler. Bazıları kendileri ile konuşan, kendilerine emreden, hakaret eden, hareketleri hakkında yorum yapan sesler işitebilirler. Bazı hastalar da da uyanıkken gözlerinin önüne çeşitli görüntüler geldiğini ifade edebilirler. Bu hastalık toplumda ne kadar sıklıkla görülebilir? Her 100 kişiden 1’inde görülebilmektedir. Bu hastalığın sebepleri nelerdir ?
Biyokimyasal: Sinir aralığındaki ileticilerden bazılarının (özellikle dopamin ve serotonin) etkinliklerinin bozulması. Genetik: Yakınlarında şizofreni hastası olanlarda şizofreni gelişme olasılığı normal insanlara göre biraz daha fazla olabilir. Şizofreni tamamen iyileşir mi ? Şizofreni tanısıyla tedavi olan kişilerin beşte birinde zaman içinde belirtilerin tamamen ortadan kaybolduğu saptanmıştır. Genel olaraksa hastalık yok olmaz, ancak hastaların büyük kısmında düzenli ve sürekli ilaç tedavisi ile önemli iyileşmeler elde edilebilir. TEDAVİ Tedavide öncelik ilaç kullanımındadır. Ancak şizofreniyle ilgili bütün sorunların çözümünde ilaç tedavisi tek başına yeterli olmamaktadır. Bu nedenle özellikle toplumsal yaşantıya ait yakınmaların çözümlenmesinde ailenin anlayışlı, destekleyici ve teşvik edici yaklaşımı, hastaya nasıl davranacaklarına dair hekimle işbirliği yapılması son derece önemlidir. Lütfen, sağlığınız için aşağıdaki tavsiyelere uyunuz.
İlaçlarınız uyuşturucu değildir, alışkanlık yapmazlar. Verilen ilaçlar düzenli olarak alınmalıdır. Ağız kuruluğu, kabızlık, yerinde duramama,özellikle yüz ve boyun kaslarında kasılmalar, ellerde titreme, robot gibi olma durumu gibi yan etkiler görülebilir. Bu yan etkiler tehlikeli değildir. Ancak bu durumlarda ilaç kesilmemeli,doktora danışılmalıdır. Hekiminiz doz ayarlaması yaparak ya da yardımcı ilaçlar (Akineton, Benadryl, Dideral gibi) vererek bu yan etkileri en aza indirmelidir. Genellikle tedavinin, ,uzun yıllar aksatılmadan sürüdürülmesi önerilir. Kontrollere doktorunuzun verdiği randevulara göre gelinmelidir. Tedavinin amacı, hastalığı yok etmek değildir; hastalığın belirtilerini gidermektir (Ör;Şeker hastalığı gibi). Ailenin hastaya karşı tutum ve davranışları, hastalığın seyrini ve tedavisini önemli ölçüde etkilemektedir. Özellikle, hastayı aşırı eleştiren, itici yaklaşımlar ya da tam tersi aşırı, koruyucu, kollayıcı tutum en yanlış davranışlardır. Mümkün olduğunca hastanıza karşı doğal ancak hasta olduğunu da bilerek davranınız